Çok fazla rutini olmayan biri olarak yine 2004 yılından bir aikido yazım ile devam edeyim istedim. Çokça konuşulan savaş sanatı mı, felsefe mi sorusuna yine kendimce bir cevap vermiştim, küçük düzeltme ve düzenlemeler ile yeniden “Aikido ve Felsefe”

Savaş Sanatlarına başlayan pek çok kişinin ilk etapta merak ettiği, öğrenmeye çalıştığı belki de dilinden düşürmediği bir konudur Savaş Sanatı Felsefesi. Çoğu zaman mazur görülen bu merak genellikle öğrencinin gelişimi aşamasında kulaktan dolma bilgilerden ibaret olarak gelişir, doğamız gereği anlatımdaki süsler ile olmadık yerlere doğru yol alır bu felsefik merak, örneğin pek çok kişi Shaolin savaşçılarının hayvanlı tekniklerin isimlerini bilir ama neden hayvanları izlemek zorunda kaldıklarını ya da hayvanların o hareketleri neden yaptığını düşünmez ya da merak etmez, çünkü ilginç gelen “vaaaa kaplan tekniği” demektir. Şaka bir yana bu bilinen örnekten ziyadesi Aikido içinde de mevcuttur, her ne kadar pek çok anlatımlar ve bilgiler mevcut ise de ve bu konuda her ne kadar ahkâm kesiyor olsam da bende size çok derin bilgiler veremeyeceğim.

Mesela IKKYO; her ders muhakkak çeşitli varyasyonlarını çalıştırılır ve Aikidonun temeli olduğuna dikkat çekilir, ki bu konuda Üstat Ueshiba’ nın “mükemmel bir IKKYO yapılamayacağını” söylediğide bize aktarılmıştı. Kelime karşılığı olarak Birinci Teknik olarak çevirebileceğimiz IKKYO’ nun felsefik açılımının Birinci Yaratılış anlamına geldiği de bu aktarılan bilgicikler arasında idi ama gelgelelim yüzlerce kez yapma(ya çalışmama)mıza rağmen neden Birinci Yaratılış denildiği hakkındaki bilgiyede ulaşamamış olmanın sıkıntısını hissetmişimdir :) Ya da Tenchinage tekniğine göğe açtığınız eliniz ile yere açtığınız eliniz arasındaki bağlantıya “Haktan alıp halka vermek” olarakta bakabiliriz dersem? Bu açıdan bakıldığında tekniklerin tamamında bir felsefe bulunabilir ya da yakıştırılabilir ama bize şekil kısmı olarak kalmakta.

O'Sensei Morihiei Ueshiba

O’Sensei Morihiei Ueshiba

Çoğu kimse gibi bende bunun yeterli olduğunu düşünmekteyim, çünkü zaten çalışma esnasında “Zenshin” durumunu bile sağlayamazken, “Mokuso” komutu ile dış dünyadan bağlarını kesmesi gereken öğrencilerin gülüşmeleri arasında bir de bu tür yüklemelerin yapılmasının doğru olduğuna inanmıyorum. Bu sadece konu ile samimi bir şekilde ilgilenen öğrenciler ile paylaşılmalı diye düşünüyorum. Günümüzde “Spor” olarak görülen Uzakdoğu Savaş Sanatlarında pek çok teknik ve öğreti kişilerin teknikleri oluşturmak için yaptıkları düşünce çalışmaları ve meditasyonlar arasında yaşadığı aydınlanmalar ya da kuvvetli teknik altyapıları ve felsefik düşünmeleri ile olayları yorumlamaları sonucunda ortaya çıkmıştır.

Bu çerçeveden baktığımda, hiçbir Savaş Sanatında tek başına tekniklerin felsefesi, öğreti, çalışma felsefesi diye sınırlandırmalar olmayacağına, bunun bir bütün olarak Zen içerisindeki nefes çalışmalarından, zihni boşaltmaya, günün şartlarından anatomi, fizik hatta matematik gibi bilimlere kadar uzanan bir çalışma gerektirdiğine inanmaktayım. Yoksa bu köklü ve etkili teknik gelişimin sadece çalıştım yaptım ile meydana geleceğini düşünmüyorum. Üstat Ueshiba’ da pek çok savaş sanatı çalışmış bir kişi olarak aslen ilgilendiği Daito Ryu Jiu Jutsu temelli teknikler ile Oomote Kyo Tarikatının yaşam felsefesini birleştirmiş ve uzun gözlemler sonunda öğretisini oluşturarak bu oluşumun son haline “Shobu Aiki” adını vermiştir.

Konuya işin zor ve teferruatlı kısmından girerek konudan sıkılanları elemiş olduğumu umuyor ve konunun özüne yani Aikido Felsefesine eğiliyorum :)

Aikido Felsefesinin özünde Zen Öğretisi ile ilintili bir tarikat olan Oomote Kyo’ nun etkileri açık şekilde görülmektedir. Öyle ki tekniklerin yapılış amacı dahi Yaratılışa aykırı davrananı uyarmak olarak şekillenmiştir. Bu öğretiye göre hiçbir yaratılan diğer bir yaratılana zarar veremez, her hangi bir şekilde zarar verici davranışlarda bulunan Yaratılışa aykırı davranmaktadır ve ikna edilmesi gerekmektedir tabii ki ortada fiziki bir mücadele söz konusu ise bu ikna yöntemi Aikido olarak karşımıza çıkmaktadır. Çalışmaların öncesinde ve sonrasında yapılan Mokuso Meditasyonu kişinin kendisini dış dünyadan soyutlayarak tatami üzerindeki savaşa hazırlamasını ya da tatami üzerinde savaşı bitirerek günlük hayatındaki savaşa başlamasını sağlamaktadır. Tüm bu nefes egzersizleri, zihin boşaltmalar, aikidoya özgü ısınma egzersizlerinin tamamı aslında kişinin kendisi ile olan savaşına hazırlanmasını sağlamaktadır. Bugün spor akademistleri veya doktorlarının kabul ettiği gerçeklerden olan doğru nefes alma ve vücut pozisyonu aynı şekilde psikiyatri uzmanları tarafından da özgüven sağlama aşamasında etkili bir teknik olarak kabul edilmektedir. Aikidoya özgü karından nefes alma ve 3/1 ini sürekli karnında tutma, ya da tekniklerin tamamında Hara bölgesini temel alan duruş ve hareketler ile Hanmi duruşundaki dik pozisyon, bunların tamamı Savaş Sanatçısının tekniklerini doğru yapmasını sağladığı kadar kişinin özgüveninin artmasına sebep olmakta ve hasmına karşı fiziki olduğu kadar psikolojik bir baskı oluşturmasını da sağlamaktadır.

Shihan Kenji Kumagai

Shihan Kenji Kumagai

Aikido öğrencilerinin ilk öğrenmesi gereken bir üçgenin 3 köşesine sahip olmadan hiçbir tekniğin doğru olarak yapılamayacağı ve derslerin doğru olarak alınamayacağı gerçeğidir. Bu 3 köşeyi teşkil eden öğeler, sağlıklı bir vücut (doğru bir duruş), sağlıklı bir akıl (boşaltılmış bir zihin) ve dingin bir ruhtan oluşmaktadır. Bu 3 yeti ile tekniklerimizdeki daireselliği (tenkan) birleştirmeli ve hep bilinen ama bir türlü yapılamayan su gibi olmayı becermeliyiz. “Kİ” bu şekilde oluşur, manevi bir güç olarak içimizde oluşturacağımız kendi “Kİ” miz ile evrenin Kİ’ sini bir araya getirdiğimiz anda Aiki O’Kami durumu ortaya çıkar, ve teorik olarak Ueshiba’ nın öğretisinde Aiki O’Kami (Yaratıcı ile uyum, yaratılışı anlama) gerçekleştiğinde o savaşçının önünde durulamaz. Yoğun olarak aikido çalıştığım dönemlerde çevremden bir kaç kişiden Aikido’ nun genel düşünce yapısının ve bazı ritüellerinin kişilerin bağlı bulunduğu manevi ortam ya da daha doğru tabir ile dini düşünce yapısına zarar vereceğini iddia ettiklerine ve sırf bu sebeplerden Aikido’ ya başlamadıklarını söylediklerine şahit oldum. Ben buna hiçbir zaman inanmadım, bana göre aynı düşünce yapısı, söylemler ve sözler tasavvuf içerisinde de var, dolayısı ile zaten 3 yetiden “sağlıklı bir akıl” a sahip isek, ne ritüeller ne de düşünceler maneviyatımıza zarar veremez, en azından bende veremedi.

Sözün özü eğer bir felsefe arıyorsanız önce kendi felsefenizi kurun, kendi ideallerinizi kurun. Sadece şunu unutmayalım, bizler bu evrende kırmak dökmek ve yok etmek için değil, birbirimizi anlamak, sevmek, saymak ve var olanı korumak için varız, Aikido’ nuz ve hayatınız bu yolda olsun.

Sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim, domo arigatou gozaimashita…